12 Dev Adam için Dünya Kupası hesapları resmen başladı. FIBA 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nin ikinci turunda Türkiye, ilk turu altıda altı kapatmanın verdiği rahatlıkla yola devam ediyor. Ne var ki ikinci turun kağıt üstünde en çekişmeli kümelerinden biri olan J Grubu, bu rahatlığın kalıcı olmasına pek niyetli değil. Katar’ın ev sahipliğinde 27 Ağustos ile 12 Eylül 2027 tarihleri arasında oynanacak, 32 takımlı organizasyona uzanan yol tam da buradan geçiyor.
Elemelerin ikinci turunda Avrupa dört gruba bölündü ve her grubun ilk üç takımı Dünya Kupası biletini alacak. Yani Avrupa’dan toplam 12 ülke Doha’ya gidecek. Türkiye açısından hesap net: J Grubu’nda ilk üçün içinde kalmak, gerisini düşünmeden.
Bu hedefe milli takım güçlü bir moralle giriyor. Son büyük turnuvada, EuroBasket 2025’te finale kadar yükselip gümüş madalya kazanan bir kuşaktan söz ediyoruz. O turnuvanın verdiği özgüven, elemelerin ilk turundaki altıda altılık seriyle birleşince ortaya iddialı bir tablo çıktı. Yine de eleme maçlarının ritmi turnuva basketbolundan farklı; iki maçlık kısa pencereler, uzun yolculuklar ve değişen kadrolar her randevuyu bağımsız bir sınava dönüştürüyor.
J Grubu’nda tablo nasıl?
İkinci tura ilk tur puanları taşınarak girildi ve Türkiye zirveye kurulmuş durumda. Grup, altı takımdan oluşuyor ve isimlere bakınca kümenin neden çetin geçeceği anlaşılıyor:
- Türkiye: 6 galibiyet, 0 mağlubiyet
- İtalya: 5 galibiyet, 1 mağlubiyet
- Sırbistan: 4 galibiyet, 2 mağlubiyet
- Litvanya: 3 galibiyet, 3 mağlubiyet
- İzlanda: 3 galibiyet, 3 mağlubiyet
- Bosna Hersek: 2 galibiyet, 4 mağlubiyet
İlk turu tertemiz bir sicille bitiren tek takım Türkiye. Ancak grupta Nikola Jokic’li Sırbistan, güçlü kadrosuyla İtalya ve klasik disiplinini koruyan Litvanya gibi ağır toplar var. İzlanda sürpriz yapabilecek bir ekip, Bosna Hersek ise averaj ve puan için her maça asılmak zorunda. Kısacası puan cömertçe dağıtılmayacak.
İkinci turun bir inceliğini de hatırlatmak gerek: ilk turda aynı gruptan çıkan takımlarla oynanan maçların sonuçları geçerliliğini koruyor. Bu yüzden Türkiye’nin sahip olduğu altı galibiyet yalnızca bir moral değil, somut bir puan avantajı. İlk üçe kalma yarışında bu fark, olası bir deplasman sürprizinde bile hata payı tanıyor. Ancak ikinci turda karşılaşılacak yeni rakipler, özellikle İtalya ve Sırbistan, bu konforu her an bozabilecek kalitede.
Ağustos penceresi: Litvanya ve İzlanda
İkinci turun ilk penceresi iki maçla açılıyor ve ikisi de Türkiye’nin yol haritası için kritik. İlk randevu 28 Ağustos Cuma akşamı: 12 Dev Adam, İstanbul’da Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde saat 21.00’de Litvanya’yı konuk ediyor. Litvanya, Avrupa basketbolunun köklü ekollerinden; pota altındaki fizik gücü, sabırlı hücum organizasyonu ve top çevirme disipliniyle her zaman zorlayan bir rakip. Bu maçta savunma ribaundunu kontrol etmek ve hücum ribaundu vermemek Türkiye adına belirleyici olacak.
Üç gün sonra, 31 Ağustos’ta ise takım deplasmana çıkıyor ve İzlanda’ya konuk oluyor. Kağıt üstünde daha ulaşılır görünse de deplasman koşulları, dar salon atmosferi ve İzlanda’nın tempolu, üçlük ağırlıklı oyunu işi zorlaştırabilir. Aynı pencerede grubun diğer maçlarında Sırbistan sahasında İzlanda’yı ağırlarken (Jokic geri döndü), İtalya deplasmanda Bosna Hersek ile karşılaşıyor. Yani tablo bu iki maçın ardından yeniden şekillenecek.
Milli takım cephesindeki beklenti açık: iki maçtan da galip ayrılıp pencereyi sekizde sekizle kapatmak ve ilk üç yarışında rakiplere psikolojik üstünlük kurmak.
Kadroda Şengün yok, sorumluluk yerlilerde
Bu pencerenin en çok konuşulan başlığı, kadro tercihleri. NBA’de Houston Rockets forması giyen Alperen Şengün ile Tarık Biberovic bu maçlarda yok. Şengün’ün yokluğu, pota altında hem savunma hem de skor üretimi açısından ciddi bir eksik. Yükü paylaşacak isimler ise belli.
Ergin Ataman yönetimindeki 12 kişilik kadroda tecrübeli kanat Cedi Osman ile skor yükünü sırtlayacak Furkan Korkmaz öne çıkıyor. İç oyunda Adem Bona’nın atletizmi, Sertaç Şanlı ve Ömer Faruk Yurtseven’in tecrübesi devrede. Ercan Osmani çok yönlü forvet olarak dengeyi kuracak isimlerden. Guard rotasyonunda Kenan Sipahi, Şehmus Hazer ve devşirme oyun kurucu Malachi Flynn görev alırken, Onuralp Bitim, Yiğitcan Saybir ve Erkan Yılmaz da rotasyonu derinleştiriyor.
Bu tablo, Türkiye’nin yıldız bağımlılığından çok kolektif akla yaslanacağını gösteriyor. Pick and roll sonrası doğru okumalar, hızlı top çevirme ve savunmada tempoyu düşürmemek, Şengün’ün yokluğunu perdeleyebilecek unsurlar.
Türkiye’nin bu pencerede önceliği skor patlaması değil, ilk üçü garantiye alacak istikrarlı bir savunma ve ribaunt üstünlüğü olmalı. İki galibiyet, gruptaki tüm hesapları rahatlatır.
Kasım ve Şubat pencereleri: yol uzun
Elemeler tek pencerede bitmiyor. İkinci turun geri kalanı Kasım 2026 ve Şubat 2027 pencerelerinde oynanacak. Yani Ağustos’ta alınacak sonuçlar önemli bir avantaj sağlasa da işi bitirmiyor. Türkiye’nin altıda altılık başlangıcı, olası bir kötü pencerede bile hata payı bırakması bakımından değerli. Ancak grubun yoğunluğu düşünüldüğünde, hiçbir maçı hafife alma lüksü yok.
Türkiye’nin ilk 3 şansı
Gerçekçi bir değerlendirmeyle, Türkiye ilk üç için açık ara favorilerden. Puan tablosundaki farkın yanı sıra kadro derinliği, ev sahibi maçlarındaki güç ve son yıllarda milli takımın yakaladığı istikrar bunun temel gerekçeleri. İtalya ve Sırbistan ile ikinci turda oynanacak karşılaşmalar, sıralamayı ve olası averaj hesaplarını belirleyecek düğüm noktaları olacak. Fakat asıl kritik eşik, Litvanya ve İzlanda gibi doğrudan rakiplerle oynanan maçlarda puan kaybetmemek.
Öne çıkanlar kısa: Türkiye grubunda lider, hedef ilk 3 ve Katar bileti. Ağustos penceresinde Litvanya ile İzlanda maçlarından çıkacak sonuç, 12 Dev Adam’ın Dünya Kupası yolculuğunun tonunu belirleyecek. Şengün olmadan da toparlanan, kolektif oynayan bir Türkiye görürsek, Doha yolu şimdiden aydınlanmış olacak.