Yaz biterken A Milli Erkek Basketbol Takımı sahaya çıkıyor ve rakip küçümsenecek gibi değil. 12 Dev Adam, 28 Ağustos Cuma akşamı İstanbul’daki Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde Litvanya’yı konuk ediyor. 2027 FIBA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri J Grubu kapsamındaki bu maç, kağıt üzerinde iki köklü basketbol geleneğinin karşılaşması. Ama işin özü şu: Türkiye grupta yoluna kayıpsız devam ederken, Litvanya inişli çıkışlı bir grafikle geldi. İki takım için de tablo netleşiyor, dolayısıyla İstanbul’daki bu akşam sıradan bir eleme maçından çok daha fazlası.
Bir de yakın geçmişin verdiği moral var. EuroBasket 2025’te final oynayıp Almanya’ya 88-83 kaybederek gümüş madalyayla dönen kadro, 24 yıl aradan sonra bir Avrupa finaline çıkmanın özgüvenini taşıyor. O turnuvada Alperen Şengün’ün ortaya koyduğu performans hafızalarda taze. Şimdi elemelerde bu ivmeyi sürdürmek, hem grup liderliğini korumak hem de Dünya Kupası biletini erken garantilemek için önemli.
Formatı hatırlatmakta fayda var. Avrupa elemelerinde her grubun ilk üç sırası 2027 Dünya Kupası’na doğrudan gidiyor. Yani mesele sadece tek bir maçı kazanmak değil; averaj, ikili averaj ve grup içindeki dengeler tüm pencere boyunca hesaba katılıyor. Litvanya karşısında alınacak net bir galibiyet, hem sıralamada hem de olası eşitlik senaryolarında Türkiye’nin elini güçlendirir. Bu yüzden skor kadar oynanan basketbolun kalitesi de kıymetli.
Şengün yok, peki kadro nasıl kuruluyor?
Burada kritik bir ayrıntı var. Alperen Şengün ve Tarık Biberović bu pencerede aday kadroda yer almadı. NBA temposu ve dinlenme takvimi düşünüldüğünde bu tercih şaşırtıcı değil, ama takımın hücum yükünü kimin sırtlanacağı sorusunu da beraberinde getiriyor. Sağ olsun, milli takımın oyuncu havuzu son yıllarda epeyce genişledi.
Aday kadroda deneyimli isimlerin başında Cedi Osman geliyor. Kanattaki üretkenliği, hem sayı hem asist üreten yapısıyla Cedi, Şengün’ün yokluğunda liderlik boşluğunu doldurması beklenen isim. İçeride Adem Bona ve Ömer Faruk Yurtseven pota altında fiziksel bir varlık sunuyor; ribaunt savaşı ve blok katkısı bu maçta belirleyici olabilir. Şehmus Hazer’in oyun kuruluşundaki hızı, Ercan Osmani’nin hem içeride hem dışarıda oynayabilen esnek yapısı, Furkan Korkmaz’ın dış atış tehdidi ve Kenan Sipahi ile Metecan Birsen’in tecrübesi rotasyona derinlik katıyor. Genç kanatta Onuralp Bitim ve ilk kez A Milli davet edilen Ömer Kutluay gibi isimler de geleceğe dair umut veriyor.
Şengün olmadan bu takım biraz daha kolektif oynamak, topu daha çok çevirmek ve savunmadan beslenen bir tempo kurmak zorunda. İyi haber şu ki kadronun buna uygun oyuncuları var.
Litvanya’yı hafife almak hata olur
Litvanya, tarih boyunca Avrupa’nın en dişli potalarından birini kurmuş bir ülke. Pota altındaki geleneği kuşaktan kuşağa aktarılıyor ve bu pencerede de en büyük kozları yine uzun oyuncuları. NBA’de Denver Nuggets forması giyen Jonas Valançiunas, tecrübesi ve pota altı gücüyle Türk savunması için ciddi bir başağrısı olabilir. Ribaunt hakimiyeti ve hücum ribaundundan bulacağı ikinci şans sayıları, maçın seyrini değiştirebilecek başlıklardan.
Litvanya’nın yaz boyunca kadrosunda genç NBA yeteneklerini de denediğini not düşmek gerek; Matas Buzelis ve Kasparas Jakuçionis gibi isimler ülkenin geleceğine dair heyecan yaratıyor. Bu isimlerin bu maçta sahada olup olmayacağı net olmasa da, Litvanya’nın havuzunun derinliği tartışılmaz. Öte yandan Domantas Sabonis’in yaz penceresinde milli takıma katılmaması, Litvanya’nın iç oyununda Valançiunas’a olan bağımlılığını artırıyor. Türkiye açısından planın bir ayağı da tam olarak burası: rakibin en güçlü kozunu sınırlamak.
Maçın kilidi: tempo, ribaunt ve dış atış
İki takımın da bu elemelerde hücumda üretken olduğunu söylemek mümkün. Sayı ortalamaları birbirine yakın, dolayısıyla farkı üç yerde göreceğiz. Birincisi tempo. Türkiye topu hızlı çevirip Litvanya’nın yarı sahada kurulmuş savunmasına girmeden kolay sayılar bulabilirse, iç oyundaki uzunluk dezavantajını kapatabilir. İkincisi ribaunt. Valançiunas’ı defansif ribaundda tekleştirmemek, hücum ribaundu vermemek çok önemli; verilen her ikinci şans, Litvanya’yı maçta tutar. Üçüncüsü ise dış atış. Furkan Korkmaz başta olmak üzere kanat oyuncularının üçlük isabeti, savunmayı dışarı çekip Bona ve Yurtseven’e pota altında alan açacaktır.
Pick and roll savunması da bu akşamın gizli başlığı. Litvanya, Valançiunas’ı ekran kur-yuvarlan hareketlerinde kullanmayı sever. Türkiye’nin bu ikili oyunda ne kadar toparlanma yapacağı, faul sorununa girmeden ne kadar direnç göstereceği maçın kaderini belirleyebilir. Uzatmaya kalması sürpriz olmaz, çünkü iki takımın da son bölümde soğukkanlı isimleri var.
Bir başka detay top kayıpları. Litvanya, yarı sahada disiplinli bir savunma kurup rakibi acele hücumlara zorlamayı sever. Türkiye genç bir rotasyonla çıkacağı için özellikle ilk çeyrekte gereksiz top kayıplarından kaçınmak, Litvanya’ya kolay hızlı hücum sayıları vermemek şart. Faul dengesi de öyle: Bona ve Yurtseven’i erken faul yüküne sokmadan pota altında tutabilmek, dördüncü çeyrekte iç oyunu ayakta tutmak için belirleyici olacak. Serbest atış çizgisindeki isabet ise böyle başa baş maçların klasik ayrımıdır.
Tarihsel arka plan ve beklenti
İki ülke arasındaki geçmiş Türkiye’nin lehine; tüm zamanlar istatistiğinde 12 Dev Adam önde görünüyor. Ancak taraftarın hafızasında hâlâ buruk bir an var: 2014 Dünya Kupası çeyrek finalinde Litvanya, Türkiye’yi 73-61 yenip yarı finale yükselmişti. O maçın rövanşı elbette değil bu, ama milli takım camiasında Litvanya ismi hep özel bir gerginlik taşır.
Beklentiye gelince, iç saha avantajı, kayıpsız grafiğin verdiği güven ve daha derin bir rotasyon Türkiye’yi favori kılıyor. Yine de Litvanya gibi bir ekip karşısında rehavet en büyük tehlike. Bona ve Yurtseven pota altında dik durur, kanatlar dışarıdan isabet bulursa ve savunma temposu düşmezse, 12 Dev Adam bu maçtan galibiyetle ayrılıp Dünya Kupası yolunda avantajını büyütebilir. Ardından 31 Ağustos’ta deplasmanda İzlanda sınavı var; yani bu pencere iki maçlık bir seri ve İstanbul’daki galibiyet, Reykjavik yolculuğunu çok daha rahat hale getirir.
Kısacası akşamın reçetesi belli: sabırlı hücum, sert ribaunt, disiplinli savunma. Salonun enerjisini arkasına alan bir Türkiye, Litvanya’nın uzunluğuna rağmen bu sınavı geçebilecek güçte.